Hafta içi 07:00’de kalkıp, hafta sonu “uykumu alacağım” diye 11:00’e kadar uyuyor musunuz? Bilim buna “Sosyal Jetlag” diyor. Vücudunuzu her hafta İstanbul’dan Londra’ya uçurup geri getiriyorsunuz gibi bir etki yaratıyorsunuz.
“Ben gece kahve içip mışıl mışıl uyurum” diyen bir tanıdığınız (belki de siz) mutlaka vardır. Ancak bilimsel cihazlar farklı söylüyor. Uyuduğunuzu sanıyorsunuz, ama aslında sadece sedatize (uyuşmuş) oluyorsunuz.
Kışın evi hamam gibi yapmayı, yorganın altında terlemeyi severiz. “Aman üşüme” diye büyütüldük. Ancak biyolojimiz derin uykuya dalmak için serinlik ister.
Gece yatakta dönüp duruyor musunuz? Sorunu yastıkta değil, sabah perdesinde arayın. Güne başlamak için genellikle koyu bir çay veya kahve ararız, oysa ihtiyacımız olan ilk “ilaç” fotonlardır.